Kullanıcıların Gizliliklerini Kontrol Etmelerini Engelleyen Bariyerleri Kaldırın

Kullanıcıların gizlilik ayarlarını kontrol etmesi ve düzenlemesi icin bir araç neden yok? Önünde ne gibi engeller var? Niçin ‘AdBlocker’lar gibi bunu kolaylaştıracak uygulamalar yok?

Çeviri: Saruhan Şen

Kaynak: Yet Another Lesson from the Cambridge Analytica Fiasco: Remove the Barriers to User Privacy Control 


Geçen haftaki Cambridge Analytica haberleri – şirketin, Amazon’un Mechanical Turk hizmetinde çalışan asgari ücretli işçilere Facebook anketi doldurmaları için ödeme yapıp bu çalışanların arkadaşlarının Facebook profillerine, Cambridge Analytica’nın erişebilmesini sağlayarak on milyonlarca kullanıcının verilerine ulaşması – iki problemi gözlerimize soktu: Bir, Facebook’un varsayılan gizlilik ayarları, kullanıcıların mahremiyetini korumada acınacak derecede yetersiz. İki, Facebook’u daha az ürpertici yapmak için doğru kutulara tik koyabilmek aşırı karmaşık bir işlem. Facebook için ne üzücü ki, ABD ve dünyadaki yetkililer hızlı bir çözüm bekliyor.

Ama bir problem daha var. Platformun ve yetkililerin oluşmasına yardım ettiği bir problem: Üçüncü partilerin – şirketler, bağımsız programcılar, ücretsiz yazılım kolektifleri – kullanıcılara kullandıkları teknolojinin kontrolünü ellerine almalarına yardım edecek araçlar verilmesine karşı yasal ve teknik engellerin bolluğu.

Ad-Blocker’ları düşünün: İnterneti, tarayıcınız aracılığıyla dolaşırsınız, ad-blocker’ları kullanarak tarayıcınıza bir internet sitesinin hangi kısımlarını görüp hangi kısımlarını es geçmeyi istediğinizi söyleyebilirsiniz. Bir şeyleri absürdleştirmek, mesela “milennial” kelimesini “yılan halkı”na dönüştürmek ya da görme bozukluğu olan insanların internette daha rahat okuyabilmelerini sağlamak gibi daha anlamlı şeyler için tarayıcınıza eklentiler yükleyebilirsiniz.

Ad-blocker’lar neredeyse internet kadar eski. İnternetin ilk günlerinde pop-up reklam çıkmazını deldiler ve kullanıcıların çevrimiçi deneyimlerini kendilerinin şekillendirmesini sağladılar. Böylece reklamcılar pop-up kullanmanın kimsenin reklamı görmeyeceği anlamına geldiğini fark etti ve pop-up reklamların yok oluşu başladı. Bilgisayarlarımızın bize ne göstereceğine biz kullanıcılar karar verdik ve işletmeler de buna göre davranmak zorunda kaldı.

Web öncülerinden Doc Searls bu neslin ad-blocker kullanımını “tarihteki en büyük tüketici isyanı” olarak tanımlıyor. Teknoloji kullanıcıları, bu araçları kullanarak şirketlerin istediği interneti değil kendi istedikleri interneti kullanmaya başladılar. Bu isyandan sağ kurtulan şirketler, kullanıcıların, şirketlerin iş tarzını tehdit eden eklentileri yüklemeden kullanacağı hizmetleri verebilenler olacak.

Lawrence Lessig, 1999 tarihli klasik eseri Code and Other Laws of Cyberspace’te dünyamızın dört güç tarafından şekillendirildiğini savunur:

  1. Hukuk: Yasal mı?
  2. Pazar: Kârlı mı?
  3. Normlar: Ahlaken kabul edilebilir mi?
  4. Kod: Teknolojik olarak mümkün mü?

İdeal koşullarda, teknolojiyle kötü şeyler yapan şirketler ayıplanır ve basınca eleştirilir (normlar), davalar ve yaptırımlarla karşılaşırlar (hukuk), müşteri kaybederler ve hisse senetleri düşer (pazar) ve sonra programcılar, bu şirketlerin ürünlerini, kişisel bilgilerimizi vermeden veya yazılım mağazalarında mahsur kalmadan, güvenle kullanmamızı sağlayan eklentiler yapar.

Ancak, internetin gittikce artan büyük bir bölümü “Kod”un cevabinin sınırlarını aşmamaktadır. Facebook’taki bir programcı, şirketin, bir sayfayı ziyaret eden herkesin kişisel bilgilerini “Beğen” butonuyla toplamasını sağlayan bir araç yaparken başka bir programcı da ziyaret ettiğiniz sayfalarda bu butonu engelleyen bir tarayıcı eklentisi yazar.

Bu hafta, sizler için, şirketin “partnerlerinin” arkadaşlarınızın verilerine erişmesini engellemek için Facebook tercihlerinizi değiştirmenin ızdıraplı yolunu gösteren bir rehber yaptık. Ancak birçok insanın asıl istediği bu işi kendileri için yapacak bir aracın yapılması: Facebook’un esrarlı gizlilik kontrol panelini çözmenin sıkıcılığını sizin yerinize çekecek bir bilgisayar kodunun tarayıcınızdan sizin adınıza Facebook’a giriş yapıp işaretlenmesi gereken tüm kutucukları işaretleyen, zamanınızı harcamanızı engelleyen bir yazılım.

Ancak bunu kimse, ciddi hukuki yaptırımları riske etmeden yapamaz. Çoğu zaman online oyun dünyasından, bazen de Facebook’un kendisinden kaynaklanan bir dizi mahkeme kararı, kullanıcı için savaşan kodları piyasaya sürmeyi çok az programcının alabileceği bir yasal risk haline getirdi.

Bu ciddi bir sorun. Programcılar rahatça, ahlaki ilkelerimizi ifade etmemizi, hükümet yetkililerinin ilgilenmelerini beklemeye gerek kalmadan bu kötü davranışlardan etkilenmememizi sağlayan kodlar yazabilirler. Eğer hükümetiniz hiç ilgilenmezse veya hükümetinizin teknolojiyi hayatınıza müdahale etmek için kullanabileceğini düşünüyorsanız, doğru kodla bunu engelleyebilirsiniz.

Bugünlerde, dünyanın, bir programcının milyonlarca, hatta milyarlarca insanın hayatını etkileyen seçimler yapabildiğini fark ettiği bir “techlash” döneminden geçiyoruz (backlash’tan geliyor sanırım. Ters tepki, isyan anlamında). Amerika’nın en iyi bilgisayar bilimi lisans programları etiği müfredatlarının bir parçası haline getiriyor. Geek’lerin etik anlayışları teknolojiyi anlama şeklimizi derinden etkiledi. (Keşke tüm teknoloji çalışanları işlerinin ahlaki boyutlarıyla bu kadar ilgili olsaydı.)

İnsanların kullandıkları teknolojilerde ustalaşmasına yardımcı olacak işletmeler için, daha iyi bir teknoloji tasarımını tutkuyla savunmak için kanun-koyuculara teknik ayrıntiları özenle anlatabilecek teknoloji çalışanlarına ihtiyacımız var.

Ancak teknoloji çalışanlarına güçlerini koruyarak milyonlarca hayatı iyi yönde değiştirmeleri için de ihtiyacımız var. Yetenekli programcılar, Equifax’ı dava etmek, tahliye edildikten sonra barınma yardımı almak için dosya doldurma, park cezalarıyla mücadele etme, bilet aldıktan sonra fiyatı düşünce havayolu şirketini size geri ödeme yapmaya zorlama gibi işlemleri otomatikleştirebilir (Ki bunları yapan sadece bir programcı ve kendisi daha mezun olmadı bile.).

Walled garden’lardan (internet içeriğine ve hizmetlerini erişimi denetleyen ortam) bahsederken malum zararlara odaklanıyoruz: App Store, programını bilgisayarınızda çalıştırdığınız şirketi, aynı anda hakim, juri ve cellat yapıyor. Kullandığımız uygulamalar referanslarımızdan silinemiyor. Uygulamaları kullandığınızda platformlar sizi izleyebiliyor, şeffaf olmayan algoritmalar ne duyacağınıza ve kimin duyulacağına karar veriyor.

Ancak daha derinden bakarsak: geçen on yılda gerçekleşen walled garden’lara geçişler tüm bunlar hakkında yapabileceklerimizi kısıtladı. Hala ad-blocker’larımız var (ama premium videolar için değil, çünkü DRM’leri aşan bir ad-blocker yazmak potansiyel bir suç) ancak gizlilik kontrol panellerimizi otomatik yapılandıran araçlar kullanamayız, medya oynatıcılarımızı bizi gözetliyorlar mı diye didikleyemeyiz ve diğer binlerce kullanışlı ve kurnazca gelişmeleri teknolojiyle dolu hayatlarımızda kullanamıyoruz.

Çünkü günün sonunda, walled garden’lardaki gerçek tehlike bize ne kadar kötü davranabileceği değil; onlarla kendi başımıza mücadele ettiğimizde ne kadar çaresiz kalacağımızdır. Büyük Teknoloji’yi dizginlemek istiyorsanız; devlerin kendilerine çeki düzen verdiklerinde nasıl olacaklarını gösteren çok sayıda küçük teknoloji kullanmak son derece yardımcı olacaktır. Arkadaşlarınızın, kişisel bilgilerini çok ucuza satmalarını engellemek istiyorsanız; onlara mahremiyetlerini teslim etmek zorunda olmayacakları çevrimiçi bir sosyal hayata nasıl ulaşabileceklerini gösterebilmek yardımcı olacaktır. Gözetleme üzerine kurulu işletme modellerine büyük paralar yatıranların batmalarını istiyorsanız; pes edip, ürünlerini kendi yolumuzla değil de onların yoluyla kullanacağımız umuduyla koydukları tüm varsayılan ayarları düzelten araçları onları pazarda cezalandırmak için kullanarak veri musluklarını kapatmaktan daha iyi bir yol yoktur.